Geldi iste güzel günler…

Geldi iste güzel günler…

Cok sevdigimiz Galatasarayimiz bu sene Sampiyonlar Liginde ilk 3 mac sonrasinda ancak 1 puan alabilmis, grupta son sirada yer aliyordu. Yaz döneminde yapilan transferlerden sonra beklentiler büyüktü. Haliyle 3 mac sonrasinda herkes de hayal kirikligi hakimdi. Nitekim bu filmi biz daha önceden de görmüstük. Imparator Fatih Terim hocamiz Galatasaray henüz son sözünü söylemedi demisti. Hocamiza ve takimimiza inanarak bu isi son maca tasiyacagimizi biliyorduk. Önce Cluj deplasmanindan ardindan Istanbul`daki Manchester maclarindan alinan kritik galibiyetler tahmin ettigimiz, arzuladigimiz gibi isi son maca tasidi. Artik hersey Galatasarayimizin elindeydi. Braga deplasmaninda alinacak galibiyet bizi son 16`ya tasiyordu…

Aylardan Aralik; Avrupa`nin bir cok bölgesinde soguk kis etkisini gösteriyordu. Hazirliklar yapilmis, Portekiz yolculugu basliyordu. Bir yandan Galatasaray`a kavusmanin sevinci, diger yandan yillardir deplasman kovaladigin tribünlerde omuz omuza oldugun, ekmegini suyunu paylastigin kardeslerinle hasret giderecek olmanin heyecani vardi. Kimi mactan 1-2 gün önce, kimi mac günü… Yavastan yavastan o sakin sirin Porto sehiri Sari-Kirmizi renklerle canlilik kazaniyordu. Her yere asilan bayraklar mi dersin yoksa Porto sehirinin her bir kösesinden gece gündüz demeden gelen tezahurratlar mi? Sanki Portekiz`de degil, Istanbul`dayiz. Porto`da tribündeki kardeslerinle beraber hasret gidermeler, oturup uzun uzun yapilan muhabbetler. Artik Portekiz`i fethetmeye hazirdik, gelsin mac saati!

Mactan bir gece önce sabahlara kadar takilip gec yatsakta bugün günlerden Galatasaray olmasindan dolayi erkenden kalktik. Formalar, atkilar, sapkalar, ceketler giyilmis ciktik sokaklara. Yemegimizi yiyip karnimizi doyurduk. Artik istikamet Braga`ydi. Kimi trenle, kimi ayarladigi özel araclarla Braga`ya gitti. Ufak bir sehirin merkezinde binlerce Galatasarayli toplanmis yavastan stada dogru yol aliyorduk. Yürüyerek tezahurratlarla inlettik Braga sokaklarini. Stada vardigimizda bu da stat mi diyen bir cok insan vardi. Sirf iki büyük tribünü olup kale arkasinda tribün bulunmayan; hatta onun yerine kayaliklar olan bir yere varmistik. Stada girisimiz artik bir klasik haline gelen uzun beklemelerle oldu. Biz Türk olmaktan gurur duyurken, sagolsun elin Avrupalisi da bizi düsünerekten Türk oldugumuzu ve bizleri ne kadar sevdiklerini hemen hemen her Avrupa deplasmaninda gösterdigi özel ilgi ve muamele ile tekrardan hissettiriyor.  Ne diyelim; Allah onlardan razi olsun!

Son kontrolü de gectikten sonra tribünde yerimizi aldik. Pankartlarimizi astik, takimin sahaya cikmasini bekliyoruz. Braga`nin grupta hic bir iddasi kalmamis, elenmis. Bu yüzden de Braga tribünleri baya bos duruyor. Fakat Braga`nin kaybedecek bir seyi yoktu ve sahaya prestij icin cikip mücadele verecekti. Bu yüzden herkes macin zor gececegini biliyor, tribünden de elimizden gelen katkiyi vermemiz gerektigini düsünüyordu. Artik mac basladi ve biz santra ile beraber Galatasaray askimizi sahaya haykiriyorduk. Önümüzde zorlu bir 90 dakika vardi; hem sahadaki takimimiz icin hemde tribündeki bizler icin. Ne olursa olsun hic susmamaya kararliydik. Malesef takim iyi oynamiyordu. Ilk yarida defansta yaptigimiz hatadan dolayi golü yedik ve yenik duruma düstük. Hani bu derece önemli bir macta olmamasi gereken bir hataydi. Bir yandan daha macin bitmesine uzun süre var, maci ceviririz diye düsünüyoruz. Diger yandan da Ingiltere`de oynanan Manchester United-Cluj macina kulak veriyoruz. Cünkü olasi bir Manchester United galibiyeti bile bizi bir üst tura tasiyordu. Derken ilk yari bitti ve stattaki dev ekrandan tüm Sampiyonlar Ligi maclarinin kisa özetlerini gectiler. Manchester`in üstün oynadigini ve golü atmasinin an meselesi oldugunu düsünmüstük o kisa özeti görünce. Ama evdeki hesap carsiya uymadi. Ikinci yari basladi. Cok sürmedi Cluj`un Manchester deplasmaninda 1-0 öne gectigi haberi yansidi dev ekrana. Önce kisa bir isyan, ardindan da sessizlik cöktü bizim tribüne. Artik isimiz iyice zorlasmisti. Ya biz maci cevirip Braga`yi yenecektik, ya da Manchester United yenik duruma düstügü maci cevirip alacakti. O macta oynanani biz görmüyoruz, yapabilecegimiz bir sey de yok. Elimiz kolumuz bagli caresizdik. Ama belki de Cluj`un gol atip öne gecmesi bizim icin iyi oldu diyebilirim. Bizi uyandirdi, gaz verdi. O cok kisa süren isyan ve ardindan gelen sessizlik yerini bambaska bir ortama birakti. Cabuk toparlandik, tribünde bize daha fazla is düstügünü biliyorduk. Sanki yenik durumda degiliz de öndeymisiz gibi daha atesli bagirmaya basladik. Hani bazen dersin ya kendine „ulan bogazim parcalanacak ama Galatasaray`a feda olsun“; aynen öyle bagiriyordu herkes. Kimi de bir yandan dua ediyordu. Soldan gelisen bir atakta Amrabat ortaladi Burak kafayi vurdu ve mac 1-1 oldu. Gooool diye bagirmamizin ardindan iste budur, bu is daha bitmedi diyorduk. Golün verdigi moralle daha hirsli, daha atesli bir sekilde takimi destekliyorduk. Istedigimiz oyunu oynayamiyor, dakikalar ilerliyordu. Cluj Manchester deplasmaninda hala öndeydi. Ama biz inaniyorduk. Golü atacagiz, maci alacagiz diyorduk. Dakikalar 78`i gösterdiginde bekledigimiz golü Aydin atti. Gol sevincinden tribün yikiliyor, sevinc gözyaslari dökülüyordu. An itibariyle Sampiyonlar Liginde son 16`ya kaliyorduk. Dayanmamiz gereken uzatmalarla beraber 15 dakika vardi. Galatasarayimiz bunu basariyor, Avrupa`da tur atliyordu. Mac bitimiyle beraber bir rahatlama, sevinc göz yaslari, arkadaslarina sarilmalar hakimdi. O cosku ve cilginlik anlatilmaz yasanirdi. Kendimize geldikten sonra basladi makaralar. Gün bizim günümüzdü. Tezahurratlar esliginde eglendik, güldük.

Her macta oldugu gibi yine mac cikisinda bir cok sevdigin, tanidigin insanlarla vedalasamadik. Gördügümüz insanlara siki siki sarildik, helallestik, vedalastik. Insallah en yakin zamanda yine bir deplasmanda görüsmek nasip olur dedik. Artik Porto`ya geri dönüs zamaniydi. Yorgunluk iyice cökmüs, zar zor kendimizi kaldigimiz otellere attik. Kimimizin dönüsü mactan sonra karayolundan, kimimizin dönüsü ertesi veya Cuma günü ucaklaydi. Portekiz`i fethettik, artik deplasman dönüsü vardi. Cok sükür kazasiz belasiz evlerimize vardik.

Inananlarin hikayesi Cluj deplasmaninda baslamisti. Braga deplasmaninda turu gectik, ilk bölümü noktaladik. Bilmem farkettiniz mi ama 1999-2000 sezonundaki inananlarin hikayesine bir cok benzerlik var. 2 kez yenik duruma düstügümüz ve son dakikada devirip tur atladigimiz Milan macini hatirlayin. Braga maci da buna benzer oldu. Veya Sampiyonlar Liginde elenmemizin esigine geldigimizi, ardindan gelen seri galibiyetlerle dümeni ters yöne cevirmemizi. Insanin icinden ister istemez bir acaba mi geciyor. Bizler inandik, Cimbom`un yoluna bas koyduk. Bu hikayenin sonu mutlu son olur insallah. Biz bu sevda ugruna üzerimize düsen görevi en iyi sekilde yerine getirmeye devam edecegiz. Gazamiz mübarek olsun.

Inandik biz sizlere, Cimbom yüzümüzü güldür bu sene!

Geldi iste güzel günler…

08.02.13 / 16:09

Geldi iste güzel günler… Cok sevdigimiz Galatasarayimiz…

yanacakmesaleler

Mission completed ! Next ?!!

14.11.12 / 15:02

Mission completed ! Next ?!! Sampiyonlar Ligi…

NEXT

Sen tribündeki biz, biz sahadaki sen!

19.10.12 / 20:39

Sen tribündeki biz, biz sahadaki sen! Bazen…

Metin Oktay & Alpaslan Dikmen

Mençıstır Yunaytıd

04.10.12 / 21:40

Mençıstır Yunaytıd Dile kolay… Tam 6 sene…

Mencistir